Davut'la Ölüm Arasında Bir Dost
Davut ile Yonatan, yeni ay şöleninde boş kalan bir yerle ve bir çocuğun yanından atılan oklarla, Saul'un gerçekten onu öldürmek isteyip istemediğini sınarlar. Saul oğluna lanet eder ve ona mızrak fırlatır. İki dost, Babamız'ın önünde yapılmış bir antlaşmayla bağlı olarak ağlayarak ayrılır.
20 1Davut Rama'daki Nayot'tan kaçtı, Yonatan'a gelip, «Ne yaptım? Suçum ne? Babana karşı nasıl günah işledim ki canımı almak istiyor?» dedi.
2Yonatan, «Asla!» diye yanıtladı. «Ölmeyeceksin. Babam büyük küçük her şeyi bana söyler. Bunu neden benden gizlesin? Doğru değil.»
3Ama Davut yine ant içerek şöyle dedi: «Baban senin beni sevdiğini çok iyi biliyor. Kendi kendine, ‹Yonatan bunu bilmesin, yoksa üzülür› demiştir. Ama Babamız'ın ve senin yaşamın hakkı için derim ki, ölümle aramda yalnızca bir adım var.»
4Yonatan Davut'a, «Ne istersen senin için yaparım» dedi.
5Davut şöyle dedi: «Bak, yarın Yeni Ay Bayramı; kralla yemek yemem gerekiyor. Ama izin ver, üçüncü günün akşamına dek tarlada gizleneyim. a a v5 Yeni Ay Bayramı, İbrani ayının ilk gününü kutlayan aylık bir bayramdı; özel kurbanlarla ve kralın sofrasında resmi bir topluluk yemeğiyle kutlanırdı. 6Baban yokluğumu fark ederse, ‹Davut kendi kenti Beytlehem'e aceleyle gitmek için benden izin istedi; çünkü orada bütün boyunun yıllık kurbanı var› de.» 7Eğer ‹İyi› derse, kulun güvende demektir. Ama öfkeden köpürürse, bil ki bana kötülük etmeye karar vermiştir. 8Kuluna iyilik göster; çünkü Babamız'ın önünde benimle bir antlaşma yaptın. Suçluysam, beni sen öldür; neden babana teslim edesin?
9Yonatan, «Asla!» dedi. «Babamın sana kötülük etmeye niyetli olduğunu bilseydim, sana söylemez miydim?»
10Davut, «Baban sana sert yanıt verirse bunu bana kim bildirecek?» diye sordu.
11Yonatan, «Gel, tarlaya gidelim» dedi. Böylece ikisi birlikte tarlaya gittiler. 12Yonatan Davut'a şöyle dedi: «İsrail'in Tanrısı olan Babamız tanığım olsun! Yarın ya da öbür gün bu saatlerde babamın niyetini öğreneceğim. Sana iyi davranıyorsa, sana haber gönderip bildirmez miyim? 13Ama babam sana kötülük etmek isterse, seni uyarıp güvenlik içinde göndermezsem, Babamız bana aynısını, hatta daha kötüsünü yapsın. Babamla birlikte olduğu gibi, Babamız seninle de olsun. 14Ama yaşadığım sürece bana Babamız'ın vefalı sevgisini göster ki ölmeyeyim. 15Babamız Davut'un bütün düşmanlarını yeryüzünden silip yok ettiği zaman bile, iyiliğini ailemden hiçbir zaman esirgeme.» 16Böylece Yonatan, «Babamız Davut'un düşmanlarından hesap sorsun» diyerek Davut'un soyuyla bir antlaşma yaptı. 17Yonatan Davut'a olan sevgisi adına ona yeniden ant içirdi; çünkü onu canı gibi seviyordu. 18Sonra Yonatan Davut'a şöyle dedi: «Yarın Yeni Ay Bayramı. Yerin boş kalacağı için yokluğun fark edilecek. 19Öbür gün akşama doğru, bu sıkıntı başladığında gizlendiğin yere hemen git ve Ezel Taşı'nın yanında bekle. 20Ben bir hedefe nişan alıyormuş gibi taşın yanına üç ok atacağım. 21Sonra uşağı gönderip, ‹Git, okları bul› diyeceğim. Ona, ‹Bak, oklar senin bu yanında, onları getir› dersem, gel; çünkü Babamız'ın varlığı hakkı için, güvendesin, hiçbir tehlike yok. 22Ama uşağa, ‹Bak, oklar ötende› dersem, git; çünkü Babamız seni uzaklaştırmıştır. 23Seninle benim konuştuğumuz şeye gelince, unutma, Babamız sonsuza dek seninle benim aramda tanıktır.»
24Böylece Davut tarlada gizlendi. Yeni Ay Bayramı geldiğinde kral yemek için sofraya oturdu. 25Kral her zamanki gibi duvarın yanındaki yerine oturdu; Yonatan karşısındaydı, Avner de Saul'un yanındaydı. Ama Davut'un yeri boştu. 26Saul o gün bir şey söylemedi; çünkü, «Davut'un başına bir şey gelmiş olmalı; dinsel açıdan kirli olsa gerek; evet, temiz değildir» diye düşündü. b b v26 Dinsel açıdan kirli olmak, birçok sıradan nedenden kaynaklanabilen geçici bir törensel durumdu; bu durumdaki bir kişi kutsal yemeklere ya da tapınmaya katılamazdı.
27Ertesi gün, ayın ikinci günü, Davut'un yeri yine boştu. Saul oğlu Yonatan'a, «İşay'ın oğlu neden dün de bugün de yemeğe gelmedi?» diye sordu.
28Yonatan şöyle yanıtladı: «Davut Beytlehem'e gitmek için bana ısrarla yalvardı. 29‹İzin ver gideyim; çünkü ailemizin kentte bir kurbanı var ve kardeşim orada bulunmamı buyurdu. Gözünde lütuf bulduysam, izin ver de gidip kardeşlerimi göreyim› dedi. İşte bu yüzden kralın sofrasına gelmedi.»
30Saul Yonatan'a öfkelenip şöyle dedi: «Seni asi ve sapık kadının oğlu! İşay'ın oğlundan yana olduğunu bilmiyor muyum sanıyorsun? Bu hem senin utancın, hem de seni doğuran ananın utancıdır. 31İşay'ın oğlu yeryüzünde yaşadıkça, ne sen ne de krallığın güvende olur. Şimdi adam gönder, onu bana getir; çünkü o ölmeli.»
32Yonatan babası Saul'a, «Neden öldürülsün ki? Ne yaptı?» diye karşılık verdi.
33Ama Saul onu vurmak için mızrağını ona fırlattı. Böylece Yonatan babasının Davut'u öldürmeye kararlı olduğunu anladı. 34Yonatan büyük bir öfkeyle sofradan kalktı; ayın o ikinci günü hiçbir şey yemedi. Babası Davut'u böyle aşağıladığı için ona üzülüyordu.
35Sabahleyin Yonatan Davut'la buluşmak üzere tarlaya gitti; yanında küçük bir uşak vardı. 36Uşağına, «Koş, attığım okları bul» dedi. Uşak koşarken, Yonatan oku onun ötesine attı. 37Uşak Yonatan'ın attığı okun düştüğü yere varınca, Yonatan arkasından, «Ok ötende değil mi?» diye seslendi. 38Sonra Yonatan uşağın arkasından, «Çabuk ol! Acele et! Durma!» diye bağırdı. Uşak okları toplayıp efendisine getirdi. 39Uşağın bütün bunlardan haberi yoktu; olup biteni yalnızca Yonatan'la Davut biliyordu. 40Sonra Yonatan silahlarını uşağına verip, «Bunları al, kente götür» dedi.
41Uşak gidince, Davut taşın güney yanından kalkıp yüzüstü yere kapandı ve üç kez eğildi. Sonra birbirlerini öpüp ağlaştılar; ama en çok Davut ağladı. 42Yonatan Davut'a, «Esenlikle git» dedi. «İkimiz de Babamız'ın adıyla ant içtik ve dedik ki: ‹Babamız sonsuza dek seninle benim aramda, senin soyunla benim soyum arasında tanıktır.›» Davut kalkıp gitti; Yonatan da kente döndü.