Artık basılı

1 Krallar 8 FHB Baba'nın Yüreği Kutsal Kitabı™

İlk siparişinizde %15 indirim →
Kitap

Sandık Baba'nın Evine Geliyor

Sandık içeri taşınır, bulut kâhinleri dışarı çıkarır ve Süleyman, Babamız'ı içine alamayacağını itiraf ettiği bir ev için dua eder. Başlıca tek bir şey ister: İsrail günah işlediğinde, yenilgiye uğradığında ya da tutsak olarak sürüldüğünde, işit ve bağışla.

Bölüm 8.

Bundan sonra Süleyman, Babamız'ın Antlaşma Sandığı'nı Davut Kenti olan Siyon'dan getirmek üzere İsrail'in ileri gelenlerini —bütün oymak başlarını, İsrailoğulları'nın boy başlarını— Yeruşalim'de Kral Süleyman'ın önünde topladı. Böylece bütün İsrailliler, yedinci ay olan Etanim ayındaki bayramda Kral Süleyman'ın çevresinde toplandılar. İsrail'in bütün ileri gelenleri gelince, kâhinler sandığı aldılar, Babamız'ın Sandığı'nı, Buluşma Çadırı'nı ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları getirdiler. Bunları kâhinlerle Levililer taşıdı. Kral Süleyman ve çevresinde toplanan bütün İsrail topluluğu, sandığın önünde sayılamayacak, hesaplanamayacak kadar çok koyun ve sığır kurban ettiler. Kâhinler Babamız'ın Antlaşma Sandığı'nı iç odaya, En Kutsal Yer'e, Keruvlar'ın kanatları altına, yerine koydular. Keruvlar kanatlarını sandığın yerinin üzerine geriyor, sandığı ve taşıma sırıklarını yukarıdan örtüyordu. Sırıklar öyle uzundu ki, uçları iç odanın önündeki Kutsal Yer'den görülüyor, ama dışarıdan görünmüyordu. Bunlar bugün de oradadır. Sandığın içinde, Musa'nın Horev'de içine koyduğu iki taş levhadan başka bir şey yoktu. Bunlar, İsrailoğulları Mısır'dan çıktıklarında Babamız'ın onlarla antlaşma yaptığı levhalardı. Kâhinler Kutsal Yer'den çıkınca, bulut Babamız'ın evini doldurdu. Bulut yüzünden kâhinler görevlerini sürdüremediler. Çünkü Babamız'ın görkemi evini doldurmuştu.

O zaman Süleyman şöyle dedi: «Babamız koyu karanlıkta oturacağını söylemişti. Gerçekten senin için görkemli bir ev, sonsuza dek oturacağın bir konut yaptım.»

Kral dönüp, ayakta duran bütün İsrail topluluğunu kutsadı. Sonra şöyle dedi: «Babam Davut'a kendi ağzıyla söz veren ve kendi eliyle bunu yerine getiren İsrail'in Tanrısı Babamız'a övgüler olsun! Demişti ki, ‹Halkım İsrail'i Mısır'dan çıkardığım günden bu yana, adıma bir ev yapılsın diye İsrail oymaklarına ait kentlerden hiçbirini seçmedim. Ama halkım İsrail'e önder olarak Davut'u seçtim.›

Babam Davut, İsrail'in Tanrısı Babamız'ın adına bir ev yapmayı yürekten istiyordu.

Ama Babamız, babam Davut'a şöyle dedi: ‹Madem adıma bir ev yapmak yüreğinden geçti, bunu istemekle iyi ettin. Ne var ki, evi sen yapmayacaksın; kendi belinden gelecek oğlun adıma ev yapacak.›

Babamız verdiği sözü yerine getirdi. Söz verdiği gibi, babam Davut'un yerine ben geçtim, İsrail tahtına oturdum ve İsrail'in Tanrısı Babamız'ın adına evi yaptım. Orada, Babamız'ın atalarımızı Mısır'dan çıkardığında onlarla yaptığı antlaşmanın bulunduğu sandık için bir yer hazırladım.»

Süleyman'ın Baba'nın Önündeki Duası

Süleyman bütün İsrail topluluğunun önünde, Babamız'ın sunağının önünde durup ellerini göklere açtı. Şöyle dedi: «İsrail'in Tanrısı Babamız! Yukarıda göklerde, aşağıda yeryüzünde sana benzer başka bir tanrı yok. Bütün yürekleriyle önünde yürüyen kullarınla antlaşmanı ve vefalı sevgini korursun. Kulun babam Davut'a verdiğin sözü tuttun; ağzınla söylediğini bugün elinle yerine getirdin.

Şimdi, İsrail'in Tanrısı Babamız, kulun babam Davut'a verdiğin şu sözü tut: ‹Senin soyundan İsrail tahtında önümde oturacak biri hiç eksik olmayacak; yeter ki senin önümde yürüdüğün gibi çocukların da yollarına dikkat ederek önümde yürüsünler.› Ey İsrail'in Tanrısı Babamız, şimdi kulun babam Davut'a verdiğin sözü gerçekleştir.

Ama Babamız gerçekten yeryüzünde oturur mu? İşte gökler, göklerin gökleri bile seni içine alamazken, benim yaptığım bu ev nasıl alsın! Yine de, ey Babam, kulunun bugün önünde ettiği yakarışı ve duayı işitmek için kulunun duasına ve yalvarışına yönel.

Gözlerin gece gündüz bu eve, ‹Adım orada bulunacak› dediğin yere açık kalsın; kulunun bu yere yönelerek ettiği duayı işit. Kulunun ve halkın İsrail'in bu yere yönelerek ettikleri yakarışı işit. Oturduğun yerden, göklerden kulak ver; işitince de bağışla.

Biri komşusuna karşı günah işleyip ant içmek zorunda kaldığında, gelip bu evde senin sunağının önünde ant içerse, göklerden kulak ver ve gereğini yap. Kullarını yargıla; suçluyu, yaptıklarını kendi başına getirerek cezalandır; doğru olanı da haklı çıkarıp doğruluğuna göre ödüllendir.

Halkın İsrail sana karşı günah işlediği için düşmana yenildiğinde, yine sana dönüp adını anar, bu evde sana dua edip yakarırsa, göklerden kulak ver; halkın İsrail'in günahını bağışla ve onları atalarına verdiğin toprağa geri getir.

Sana karşı günah işledikleri için gökler kapanıp yağmur yağmadığında, bu yere yönelerek dua eder, adını anar ve onları sıkıntıya soktuğun için günahlarından dönerlerse, göklerden kulak ver; kullarının, halkın İsrail'in günahını bağışla. Onlara yürümeleri gereken doğru yolu öğret ve halkına mülk olarak verdiğin toprağın üzerine yağmur gönder.

Ülkede kıtlık, salgın hastalık, samyeli, küf, çekirge ya da tırtıl olduğunda; düşman kentlerinden birinde onları kuşattığında; hangi bela, hangi hastalık gelirse gelsin, halkın İsrail'den herhangi biri kendi yüreğindeki acıyı bilerek ellerini bu eve doğru açıp dua eder ya da yakarırsa, oturduğun yerden, göklerden kulak ver; bağışla, gereğini yap. Herkese, bütün yaptıklarına göre karşılık ver; çünkü sen onun yüreğini bilirsin. Her insanın yüreğini yalnızca sen bilirsin. Öyle ki, atalarımıza verdiğin toprakta yaşadıkları sürece senden korksunlar.

Halkın İsrail'den olmayan, ama senin adın uğruna uzak bir ülkeden gelen yabancıya gelince — çünkü onlar senin büyük adını, güçlü elini ve kudretle uzanan kolunu duyacaklar— gelip bu eve yönelerek dua ederse, oturduğun yerden, göklerden kulak ver; o yabancının bütün dileklerini yerine getir. Öyle ki, dünyanın bütün halkları, tıpkı halkın İsrail gibi senin adını bilsin, senden korksun ve yaptığım bu evin senin adını taşıdığını anlasın.

Halkın düşmanına karşı savaşa çıktığında, onları hangi yoldan gönderirsen gönder, seçtiğin kente ve adına yaptığım eve yönelerek Babamız'a dua ederlerse, göklerden dualarını ve yakarışlarını işit, onların hakkını koru.

Sana karşı günah işlediklerinde —çünkü günah işlemeyen tek kişi yoktur— ve sen öfkelenip onları düşmana teslim ettiğinde, düşman onları tutsak ederek uzak ya da yakın kendi ülkesine götürürse,

tutsak oldukları ülkede yürekten pişmanlık duyar, kendilerini tutsak edenlerin ülkesinde sana dönüp ‹Günah işledik, suç işledik, kötülük yaptık› diyerek yalvarırlarsa, kendilerini tutsak edenlerin ülkesinde bütün yürekleriyle ve bütün canlarıyla sana döner, atalarına verdiğin topraklarına, seçtiğin kente ve adına yaptığım eve yönelerek sana dua ederlerse, oturduğun yerden, göklerden dualarını ve yakarışlarını işit, onların hakkını koru. Sana karşı günah işlemiş olan halkını, sana karşı işledikleri bütün suçları bağışla. Kendilerini tutsak edenlerin gözünde onlara şefkat göster ki, tutsak edenler de onlara şefkat göstersin. Çünkü onlar demir eritme ocağından, Mısır'dan çıkardığın kendi halkın ve mirasındır. Gözlerin kulunun yakarışına ve halkın İsrail'in yakarışına açık olsun; sana her seslenişlerinde onları işit. Çünkü sen, ey Egemen Baba, atalarımızı Mısır'dan çıkardığında kulun Musa aracılığıyla söylediğin gibi, onları dünyanın bütün halklarından ayırıp kendine miras olarak seçtin.»

Süleyman Topluluğu Kutsuyor

Süleyman Babamız'a bütün bu duayı ve yakarışı bitirince, elleri göklere açık diz çökmüş olduğu yerden, Babamız'ın sunağının önünden kalktı. Ayağa kalkıp bütün İsrail topluluğunu yüksek sesle kutsayarak şöyle dedi:

«Verdiği söz uyarınca halkı İsrail'i rahata kavuşturan Babamız'a övgüler olsun! Kulu Musa aracılığıyla verdiği bütün güzel sözlerden bir teki bile boşa çıkmadı. Babamız atalarımızla birlikte olduğu gibi bizimle de birlikte olsun; bizi hiç bırakmasın, bizi hiç terk etmesin. Bütün yollarında yürüyelim, atalarımıza buyurduğu buyruklarına, kurallarına ve ilkelerine uyalım diye yüreklerimizi kendine yöneltsin. Babamız'ın önünde yakardığım bu sözlerim, gece gündüz O'na yakın kalsın; öyle ki, kulunun ve halkı İsrail'in davasını her günün gereğine göre savunsun. Öyle ki, dünyanın bütün halkları Babamız'ın Tanrı olduğunu ve başka tanrı olmadığını bilsinler.

Bu yüzden, bugün olduğu gibi, kurallarına göre yürümek ve buyruklarına uymak için yürekten Babamız'a adanmış olun.»

Baba'ya Adanan Ev

Sonra kral ve onunla birlikte bütün İsrail, Babamız'ın önünde kurban sundu. Süleyman, Babamız'a esenlik kurbanı olarak 22 000 sığır ve 120 000 koyun sundu. Böylece kral ve bütün İsrailoğulları Babamız'ın evini adadılar. Aynı gün kral, Babamız'ın evinin önündeki avlunun orta bölümünü adadı; çünkü yakmalık sunuları, tahıl sunularını ve esenlik kurbanlarının yağını orada sundu. Babamız'ın önündeki tunç sunak, yakmalık sunuları, tahıl sunularını ve esenlik kurbanlarının yağını almak için fazla küçük kalıyordu.

Süleyman ve onunla birlikte bütün İsrail —Levo-Hamat'tan Mısır Vadisi'ne kadar uzanan büyük bir topluluk— o bayramı Babamız'ın önünde yedi gün, sonra yedi gün daha, toplam on dört gün kutladılar. a a v65 Uzak kuzeydeki Levo-Hamat ve uzak güneydeki Mısır Vadisi, ülkenin bütün uzunluğunu belirliyordu; böylece halk İsrail'in her köşesinden geldi. Sekizinci gün Süleyman halkı evlerine gönderdi. Onlar da kralı kutsadılar ve Babamız'ın kulu Davut'a ve halkı İsrail'e gösterdiği bütün iyilikten ötürü sevinçle, gönül coşkusuyla çadırlarına gittiler.