Oku. Al. Öner.

♥ Değerlendirmeler

Markos 4

Kitap

Babamız'ın Egemenliğinin İşitecek Kulakları Var

Tekneden öğretirken İsa Babamızın egemenliğinin nasıl geldiğini anlatır: yola, kayalığa, dikenlere ve iyi toprağa düşen tohum, bir kandil, çiftçi uyurken büyüyen ekin, bir hardal tanesi. Sonra öğrencilerinin kendilerini boğacağından emin olduğu fırtınayı dindirir.

Bölüm 4.

İsa yine gölün kıyısında öğretmeye başladı. Çevresinde öyle büyük bir kalabalık toplandı ki, İsa göldeki bir tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık ise gölün kıyısında, karada duruyordu. Onlara benzetmelerle birçok şey öğretti. Öğretirken şöyle dedi:

«Dinleyin! Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. Ektiği sırada tohumların bir kısmı yol kenarına düştü. Kuşlar gelip bunları yiyip bitirdi. Bir kısmı, toprağı az olan kayalık yerlere düştü. Toprak derin olmadığından hemen filizlendi. Ne var ki, güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler. Bir kısmı dikenler arasına düştü. Dikenler büyüyüp filizleri boğdu ve filizler ürün vermedi. Bir kısmı ise iyi toprağa düştü; filizlenip büyüdü, kimi otuz, kimi altmış, kimi de yüz kat ürün verdi.» Sonra İsa şöyle dedi: «İşitecek kulağı olan işitsin!»

İsa yalnız kalınca, çevresindekiler ve Onikiler benzetmelerin anlamını kendisine sordular.

İsa onlara şöyle dedi: «Babamız'ın egemenliğinin sırrı sizlere verildi. Ama dışarıda olanlara her şey benzetmelerle anlatılır. Öyle ki, ‹bakıp bakıp göremesinler, duyup duyup anlamasınlar da dönüp bağışlanmasınlar.›»

Sonra İsa onlara, «Siz bu benzetmeyi anlamıyor musunuz?» dedi. «Öyleyse bütün benzetmeleri nasıl anlayacaksınız? Ekincinin ektiği, Tanrı sözüdür. Bazı insanlar yol kenarına ekilen tohuma benzer. Bunlar sözü işitir işitmez Şeytan gelir, yüreklerine ekilen sözü alıp götürür. Bazıları da kayalık yerlere ekilen tohuma benzer. Bunlar sözü işitince hemen sevinçle karşılarlar. Ne var ki, kök salamadıkları için ancak kısa bir süre dayanırlar. Söz yüzünden sıkıntı ya da zulme uğrayınca hemen sendeleyip düşerler. Başkaları da dikenler arasına ekilen tohuma benzer. Bunlar sözü işitirler, ama bu çağın kaygıları, zenginliğin aldatıcılığı ve başka şeylere duyulan tutkular araya girip sözü boğar ve söz ürün vermez. İyi toprağa ekilenler ise, sözü işiten, benimseyen ve kimi otuz, kimi altmış, kimi de yüz kat ürün veren kişilerdir.»

Işık Parlasın Diye Yakılır

İsa onlara şöyle dedi: «Kandili getiren, onu tahıl ölçeğinin ya da yatağın altına koymak için mi getirir? Kandilliğin üzerine koymak için değil mi? Gizli olan her şey açığa çıkmak, saklı olan her şey de aydınlığa çıkmak içindir. İşitecek kulağı olan işitsin!»

İsa şöyle devam etti: «İşittiklerinize dikkat edin! Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız. Üstüne de eklenecek. Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek; kimde yoksa, elindeki de alınacak.»

Tohum Kendiliğinden Büyür

Sonra İsa şöyle dedi: «Babamız'ın egemenliği şuna benzer: Bir adam toprağa tohum atar. Gece olur uyur, gündüz olur kalkar. Tohum filizlenip büyür, ama adam bunun nasıl olduğunu bilmez. Toprak kendiliğinden ürün verir. Önce filizi, sonra başağı, sonunda da başaktaki dolgun taneleri verir. Ürün olgunlaşınca, adam hemen orağını salar, çünkü biçim vakti gelmiştir.»

Hardal Tohumu

İsa sonra şöyle dedi: «Babamız'ın egemenliğini neye benzetelim, ya da onu hangi benzetmeyle anlatalım? Bu egemenlik, toprağa ekildiğinde yeryüzündeki tohumların en küçüğü olan hardal tanesine benzer. Ama ekildikten sonra büyür, bütün bahçe bitkilerinin boyunu aşar. Öyle büyük dallar çıkarır ki, gökte uçan kuşlar gölgesine yuva yapabilir.»

İsa, buna benzer birçok benzetmeyle, dinleyebildikleri ölçüde Tanrı sözünü onlara anlattı. Benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey söylemezdi. Ama kendi öğrencileriyle yalnız kalınca, onlara her şeyi açıklardı.

İsa Fırtınayı Dindiriyor

O gün akşam olunca öğrencilerine, «Karşı yakaya geçelim» dedi.

Öğrenciler kalabalığı geride bırakarak İsa'yı, bulunduğu tekneyle götürdüler. Yanında başka tekneler de vardı. Bu sırada büyük bir fırtına koptu. Dalgalar tekneye öyle bindirdi ki, tekne neredeyse suyla dolmuştu. İsa, teknenin kıç tarafında minderin üzerinde uyuyordu. Öğrenciler O'nu uyandırıp, «Öğretmenimiz, öldüğümüz umurunda değil mi?» dediler.

İsa kalkıp rüzgârı azarladı, göle, «Sus, sakin ol!» dedi. Rüzgâr dindi, ortalık tam bir sessizliğe büründü. İsa öğrencilerine, «Neden bu kadar korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?» dedi.

Onları büyük bir korku sardı. Birbirlerine, «Bu adam kim ki, rüzgâr da göl de O'nun sözünü dinliyor?» dediler.

A young man reading the Father's Heart Bible (FHB) print edition in a coffee shop Artık basılı

Yorumlar

Bu bölümün içinizde uyandırdığı bir düşünce, soru ya da kelime — burada paylaşın. Her yorum adınızı katkıda bulunanlar duvarına ekler.

Okumak, dinlemek, kopyalamak ve paylaşmak herkese açıktır — hesap gerekmez. Yorum yapmak, işaretlemek ve yerinizi kaydetmek ücretsiz hesapla gelir ve her yorum adınızı katkıda bulunanlar duvarına ekler.

Aileye katılın — ücretsiz →
  • Henüz yorum yok. Sesinizi ekleyen ilk kişi olun.