Ferisi'nin Sofrasında İyileştirilen Adam
Bir Ferisi'nin sofrasında, herkes susarken vücudu şişmiş bir adamı iyileştirir; sonra konuklara en arkadaki yere oturmalarını, ev sahiplerine ise karşılık veremeyecek kişileri çağırmalarını söyler. Babası'nın şölenindeyse çağrılanlar bahaneler uydurur ve sokaktakiler içeri alınır. O'nun ardından gitmek her şeye mal olur.
14 1Bir Şabat Günü İsa, Ferisiler'in ileri gelenlerinden birinin evine yemeğe gittiğinde, herkes O'nu dikkatle gözlüyordu. 2Tam önünde, bedeni sıvı toplayıp şişmiş bir adam vardı.
3İsa, Kutsal Yasa uzmanlarına ve Ferisiler'e, «Şabat Günü hastaları iyileştirmek Yasa'ya uygun mudur, değil midir?» diye sordu.
4Ama onlar sustular. İsa da adamı tutup iyileştirdi ve yoluna gönderdi.
5Sonra onlara, «Hanginizin oğlu ya da öküzü Şabat Günü kuyuya düşse, onu hemen çıkarmaz mı?» dedi.
6Buna karşı verecek yanıtları yoktu.
7İsa, çağrılıların baş köşeleri seçtiğini görünce onlara şu benzetmeyi anlattı:
8«Biri seni düğün şölenine çağırdığında baş köşeye kurulma. Çünkü senden daha saygın birisi de çağrılmış olabilir. 9O zaman ikinizi de çağıran gelip sana, ‹Yerini bu adama ver› diyebilir. İşte o zaman utançla en aşağı köşeye geçmek zorunda kalırsın. 10Ama çağrıldığında git, en aşağı köşeye otur. Öyle ki, seni çağıran gelince sana, ‹Arkadaşım, yukarıya buyur› desin. O zaman seninle birlikte sofrada oturan herkesin önünde onurlandırılmış olursun. 11Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.»
12İsa, kendisini çağırmış olan adama da şöyle dedi: «Bir öğlen ya da akşam yemeği verdiğinde, dostlarını, kardeşlerini, akrabalarını ya da zengin komşularını çağırma. Yoksa onlar da seni geri çağırır ve böylece karşılığını almış olursun. 13Ama sen bir şölen verdiğinde yoksulları, kötürümleri, sakatları ve körleri çağır. 14Böylece mutlu olursun. Çünkü bunların sana karşılık verecek gücü yoktur; karşılığını, doğru kişilerin dirilişinde alacaksın.»
Baba'nın Şöleni
15Sofrada O'nunla birlikte oturanlardan biri bunu duyunca İsa'ya, «Babamız'ın egemenliğinde şölene katılacak olana ne mutlu!» dedi.
16İsa ona şöyle karşılık verdi: «Adamın biri büyük bir şölen hazırlayıp birçok kişiyi çağırdı.
17Şölen saati gelince, çağırdığı kişilere, ‹Buyurun, her şey hazır› demesi için kölesini gönderdi. 18Ama davetlilerin hepsi, birbiri ardınca özür dilemeye başladı. Birincisi ona, ‹Bir tarla satın aldım, gidip görmem gerek. Rica ederim, beni hoş gör› dedi.
19Bir başkası, ‹Beş çift öküz satın aldım, onları denemeye gidiyorum. Rica ederim, beni hoş gör› dedi.
20Yine bir başkası, ‹Yeni evlendim, bu yüzden gelemem› dedi.»
21«Köle geri dönüp bunları efendisine bildirdi. Bunun üzerine ev sahibi öfkelenerek kölesine, ‹Hemen kentin caddelerine, sokaklarına çık; yoksulları, kötürümleri, körleri ve sakatları buraya getir› dedi.
22Köle, ‹Efendim, buyruğun yerine getirildi, ama daha yer var› dedi.
23Efendisi köleye, ‹Yollara, çit boylarına çık; bulduklarını gelmeye zorla ki, evim dolsun› dedi. 24‹Çünkü size şunu söyleyeyim: Çağrılmış olanların hiçbiri benim şölenimden tatmayacak.›»
İsa'nın Ardından Gitmenin Bedeli
25Kalabalık halk toplulukları İsa'yla birlikte yol alıyordu. İsa dönüp onlara şöyle dedi:
26«Biri bana gelip de babasından, annesinden, karısından, çocuklarından, kardeşlerinden, hatta kendi canından bile nefret etmezse, öğrencim olamaz. a a v26 Buradaki «nefret etmek», İbranice bir söyleyiş biçimidir; kıyaslamalı olarak çok daha az sevmek anlamına gelir. İsa, aileye karşı düşmanlık buyurmuyor; kendisine duyulan, başka her bağlılığı aşan bir sevgiyi kastediyor. 27Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, öğrencim olamaz. 28Aranızdan biri bir kule yapmak istese, bunu tamamlayacak kadar parası var mı diye önce oturup maliyeti hesaplamaz mı? 29Yoksa temelini atıp da işi bitiremezse, bunu gören herkes onunla alay etmeye başlar 30ve ‹Bu adam inşaata başladı, ama bitiremedi› der. 31Ya da hangi kral başka bir kralla savaşa gitmeden önce oturup, üzerine yirmi bin askerle yürüyen kralı on bin askerle karşılayabilir miyim diye düşünmez? 32Eğer karşılayamayacaksa, öbürü daha uzaktayken bir heyet gönderip barış koşullarını ister. 33Aynı şekilde, sizden kim varını yoğunu bırakmazsa, öğrencim olamaz.
34«Tuz yararlıdır; ama tuz tadını yitirirse, ona nasıl yeniden tat verilebilir? 35Ne toprağa, ne de gübreye yarar; dışarı atılır. İşitecek kulağı olan işitsin!»