Baba Hiçbir Sadakat Bulamıyor
5 1«Yeruşalim sokaklarında dolaşın, bakın da görün! Meydanlarında arayın— adaleti uygulayan, gerçeği arayan bir kişi bile bulabilirseniz, onu bağışlayacağım. 2'Yaşayan Babamız'ın hakkı için' deseler bile, yalan yere ant içiyorlar.»
3Babamız, senin gözlerin sadakat aramıyor mu? Onları vurdun, ama acı duymadılar; onları tükettin, ama yola gelmeyi reddettiler. Yüzlerini kayadan katı kıldılar; geri dönmeyi reddettiler. 4O zaman dedim ki: 'Bunlar yalnızca yoksullardır; akılsızdırlar, çünkü Babamız'ın yolunu, Babaları'nın adil yollarını bilmiyorlar.' 5Büyüklere gidip onlarla konuşayım, çünkü onlar elbette Babamız'ın yolunu, Babaları'nın adil yollarını bilirler.' Ama onlar da, hepsi, boyunduruğu kırmış; bağları koparmıştı. 6Bunun için ormandan bir aslan onları vuracak, çölden bir kurt onları parçalayacak. Bir leopar kentlerini gözetleyerek pusuya yatmış; onlardan dışarı çıkan herkes parça parça edilecek—çünkü isyanları çok, dönekliklerinin sayısı yok.
7«Seni neden bağışlayayım? Çocukların beni terk etti ve tanrı olmayanların adıyla ant içtiler. Onları doyurdum, yine de zina ettiler ve fahişelerin evlerine akın ettiler. 8Besili, azgın aygırlar gibiydiler, her biri komşusunun karısına kişniyordu.' 9Bunlar için onları cezalandırmayayım mı? diyor Babamız. Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı? 10Onun bağ sıraları arasından geçip yıkın, ama tümüyle yok etmeyin; dallarını koparıp atın, çünkü onlar Babamız'ın değildir. 11Çünkü İsrail halkı ile Yahuda halkı bana büsbütün ihanet ettiler, diyor Babamız.»
12Babamız hakkında yalan söylediler; dediler ki: 'O hiçbir şey yapmayacak! Başımıza felaket gelmeyecek; kılıç da kıtlık da görmeyeceğiz.' 13Peygamberler yalnızca rüzgardır; söz onlarda değil. Bunun için başlarına o gelsin!
14Bunun için göksel orduların Babası şöyle diyor: Madem bu sözü söylediniz, işte ağzınızdaki sözlerimi ateş, bu halkı da odun yapıyorum, ateş onları tüketecek. 15İşte, ey İsrail halkı, uzaktan bir ulusu üzerinize getiriyorum, diyor Babamız—dayanıklı bir ulus, eski bir ulus, dilini bilmediğin, söylediklerini anlayamadığın bir ulus. 16«Onların ok kılıfı açık bir mezar gibidir; hepsi de yiğit savaşçılardır. 17Ürününü ve ekmeğini yiyip bitirecekler; oğullarını ve kızlarını yiyip bitirecekler; sürülerini ve davarlarını yiyip bitirecekler; asmalarını ve incir ağaçlarını yiyip bitirecekler. Güvendiğin surlu kentlerini kılıçla yerle bir edecekler.»
18Yine de o günlerde bile, diyor Babamız, sizi tümüyle yok etmeyeceğim. 19'Babamız neden bütün bunları başımıza getirdi?' diye sorduklarında, onlara de ki: 'Beni bırakıp ülkenizde yabancı ilahlara kulluk ettiğiniz gibi, siz de sizin olmayan bir ülkede yabancılara kulluk edeceksiniz.'
20«Bunu Yakup'un evinde duyurun; Yahuda'da ilan edin: 21Ey akılsız ve anlayışsız halk, gözleri olup görmeyenler, kulakları olup duymayanlar, bunu dinleyin:» 22Benden korkmuyor musunuz? diyor Babamız. Önümde titremiyor musunuz? Kumu denize sınır olarak koydum, aşamayacağı sonsuz bir kural. Dalgalar kabarsa da üstün gelemez; gürleseler de onu geçemezler. 23Ama bu halkın inatçı ve isyankar bir yüreği var; saparak kendi yollarına gittiler. 24Yüreklerinde demiyorlar ki: 'Yağmuru—güz ve bahar yağmurunu mevsiminde veren, hasadın belirlenmiş haftalarını bizim için koruyan Babamız'dan korkalım.' 25«Suçlarınız bu bereketleri geri çevirdi, günahlarınız iyiliği sizden esirgedi. 26Çünkü halkımın arasında kötü adamlar bulunuyor; kuş avcıları gibi pusuya yatıyorlar; bir tuzak kuruyorlar, yakaladıkları da insanlar oluyor. 27Kuşlarla dolu bir kafes gibi, evleri hileyle doludur; bu yüzden güçlenip zenginleştiler. 28Semirip parladılar; kötülükleri sınır tanımıyor. Öksüzün davasını savunmuyorlar ki onlar da başarıya ersin, yoksulun hakkını da gözetmiyorlar.» 29Bunlar için onları cezalandırmayayım mı? diyor Babamız. Böyle bir ulustan öcümü almayayım mı? 30«Ülkede şaşırtıcı ve korkunç bir şey oldu: 31peygamberler yalan yere peygamberlik ediyor, kâhinler kendi yetkileriyle egemenlik sürüyor; halkım da bunu böyle seviyor. Ama son geldiğinde ne yapacaksınız?»